"anneanne" denince insanın aklına ak saclı, sempatik, ton ton biri gelir, benim anneannem pek öyle bir kadın değil.anneannem ömrümde gördüğüm en çok söylenen, en çok laf sokan insan.
bu sabah tam saat 7.30 da eve gelen misafirle uyandırıldım. ablam, teyzem, anneannem bir olup sabahın 7.30unda ev halkının uykusunu düşünmeden, bize gelmeye karar vermişler. bugüne 7.30 da çok yüksek sesli kadın konuşma sesine uyandım. Hemen kahve içip ayılmaya çalıştım, ben ayılırken ailenin bütün kadınları aynı anda yüksek sesle konuşmaya devam etti. Kadınlar ancak poğaçalar, açmalar, simitler masaya konunca sustu. 3 lokma simit yutan anneannem, benim azıcık kendime geldiğimi görünce hemen saldırıya geçti. "Bu HAKSIZLIK!". ilk duyulduğunda kulağa çok anlamsız gelen bu iki kelimenin ne yazık ki geçmişi var. anneannem, erman'ı görmediği için haksızlığa uğradığını iddia ediyor, kendini iki şeyle savunuyor. 1- annem ile babamın erman ı görmüş olması. 2 - erman ın babanesinin beni görmüş olması. defalarca oturup anneanneme durumu açıklamaya çalıştım ancak açıklamalarım onu tatmin etmedi, anneannem halen erman üzerinde hak görüyor. azıcık sussun, sabah sabah söylenmesin diye içeri gidip erman ın iki fotosunu alıp, anneanneme verdim. anneannem resme 2 3 saniye bakıp, resmi öptü. annem, babam, teyzem, ablam, ben bu sahne karşısında anneanneme bakakaldık. olayın çirkinliğinden hepimizin gözlerinden göz yaşı gibi bir damla kan aktı. o arada anneannem çikolatalı açma yuttu ve açmanın enerjisi ile uykusuzu görmek istedi. uykusuz yok dediğimde de yüz soru ile beni tokatladı. "ne yazıyor bu çocuk sağlık hakkında mı, ekonomi hakkında mı?" kaderime söylenip, kanlı göz yaşlarımı sile sile anneanneme uykusuz verdim. dergiyi görünce şöyle bir bakıp bu muymuş? diye sordu. Kuşe kağıda basılmış bir dergi hayal ediyordu, el boyayan sönük uykusuz anneannemi tatmin etmedi. sonra okursun anneanne diyerek konuyu kapamaya çalıştım, okuyacağım diye tutturdu. sessizce on dakika yazıyı okudu ( sanırım iki kez okudu, anlamak için ve anlamadı) hiç bir yorum yapmadan dergiyi katlayıp, bir yana koydu.
yazıdan tatmin olmamış olsa gerek, "sen en iyisi erman ı al bana getir, ne de olsa o da göçmen" diyerek konuyu kapadı. 18 yaşında türkiyeye göç eden anneannem son 60 yıldır türkiyede yaşamasına rağmen hala ilk günkü kadar göçmen hissediyor ve insanlarla sürekli göçmenlik üzerinden iletişim kuruyor. erman göçmen değil diye bin kere açıkladım ama duyuramadım. edirnede yaşamışsa kesin göçmendir diye damgaladı çocuğu, arada gaza gelip erman bizden falan diyip duruyor, erman ın arnavutlukla uzaktan yakından alakası yok.
2 comments:
ohaaa.
özlemişim ben senin blogunu. girince şimdi bir sürü şey görüp lan o ne ohaa bu nebiçimiş deyip durdum.
favorim. totoro kartları. ah beee.
bayadır yazmıyordum, baslayacagım gene yazmaya
Post a Comment